Reklam verin!

Azərbaycan radiosu

bizi böyük Azərbaycan dinləyir


Blog Haqqında

folklor

Axtarış

Arxivlər

Sorğu

Hansı verlislərimizi bəyənirsiniz???









Açar sözlər

Sayqaç

  • İndi blogda: 12
  • Keçən ayın hiti: 7516
  • Dünənki hit: 322
  • Bugünki hit: 52
  • Ümumi hit: 39904

AddThis Feed Button
Add to Technorati Favorites

Müxtəlif

Dede Korkut: bin yılı aşkın bir süredir eskimemiş sözler, duygular ve fikirleri.

Yaklaşık 32-33 yıl önceydi… Yani 1971 ya da 1972 yılları…1969 yılı sonunda Cem Karaca Apaşlar topluluğu dağılmış ben de sahne hayatıma nokta koyup filmciliğe başlamıştım. Ama içimdeki müzikle ilgili birşeyler üretmek arzusu henüz kıpır kıpırdı. O yıllarda batıda "Hair” ve “Jesus Christ - Super Star" müzikalleri ortalığı kasıp kavuruyordu, bizde ise 30’lu yıllardaki yaygın operet geleneği ve tabii ki “Lüküs Hayat”'tan sonra o kadar az müzikal bestelenmiş ve sahnelenmişti ki… Yedi Kocalı Hürmüz, Hisseli Harikalar Kumpanyası, Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra gibi eserler bu seyrek örneklerden birkaçı idi. Zaman zaman Apaşları ilk kurduğumuz da solistimiz olan Sadık Bütünley ile buluşur eski anıları tazelerdik. Sadık o günlerde “Jesus Christ - Super Star" Rock operasını tamamen ezberlemiş mırıldanıp dururdu. Birden aklıma geldi, bizde neden bu türde bir rock opera ya da müzikal bestelenmesin? O zaman baktık ki tüm ülkelerden destanlar manzum biçimde yazılmıştı. O sayede yöresel sazlarla çalınıp söylenerek günümüze kadar gelmişlerdi. İşte İlyada, Odessa. Peki ya bizde? Bizim de "Dede Korkut" umuz yok muydu? Hem Dede Korkut da yer yer manzum değil miydi? Ve böylece biz büyük bir heyecanla Salur Kazan'ın oğlu Uruz'un öyküsünü başladık yazıp söylemeye, besteleyip en basit şekilde evde kaydetmeye. Büyük bir heyecanla günlerce çalıştık.10-12 beste yaptık. Nerede ise sonuna gelmiştik. Şimdi biraz araştıralım bizim sahneye koyma olanağımız var mı diye düşündük. İş gerçeğe binerse finali nasıl olsa bağlarız dedik. 

Ama o yıllardaki araştırmalarımı z, toplumda böyle bir açlık olmadığını gösterdi, araya askeri görevler girdi. O parçalardan sadece iki tanesini bir 45'lik olarak çıkarma imkanı bulduk.(*) Daha sonra ülkedeki siyasi akımlar ve farklılıklar yoğunlaşmaya, sertleşmeye başlayınca bizde bir siyasi görüşün reklam aracı oluruz düşüncesi ile konuyu iyice bir kenara ittik. Daha sonra aklımıza gelip şu Dede Korkut kasedi nerede diye aradığımızda ise ne Sadık ne de ben elimizdeki kopyaları bulamadık… 

Aradan yıllar geçti. Birkaç gün önce çalışma odamı ve kitaplarımı düzene sokarken birdenbire eski bir kasetle karşılaştım. Üzerinde "Dede Korkut" yazıyordu. Hayret ve heyecan içinde dinlemeye başladım, birdenbire 30 yıl öncesine gitmiştim, tamamen unuttuğumu sandığım parçalar, dinledikçe hafızamın derinliklerinde n fırlamaya başladılar. Şimdi sizlerle birkaç bölümünü paylaşmak istiyorum. Belki bin yılı aşkın bir süredir eskimemiş sözler, duygular ve fikirleri... 

"Oğuz ilinde Salur Kazan derler bir Han varmış" diye başlar öykü. Obalar kurulmuş, ipek halılar serilmiştir ancak canı sıkkındır Salur Kazan'ın. 

Oğlu Uruz babasına merakla seslenir: 

“Ataya karşı gelmek benim ne haddime 
Sağına baktım, soluna baktım da güldün 
Başını çevirince birden beni gördün 
Yüzüme baktın yüzün karardı, 
Gözüme baktın gözün karardı 
Dizine vurdun dizin karardı 
Hak kurban olduğum baba ne var ki bende 
Sanki yüzüme karalar mı sürülmüş 
Öyle ise ben kapına bulaşmam 
Başımı alıp gideyim yad ellere 
Dökeyim derdimi Kara sellere” 

Babanın derdi ise oğlunun henüz kendini kanıtlayacak bir eylem yapmamış olmasıdır. "Bir gün düşüp ölürsem tacımı tahtımı sana Hakkını sana verirler mi diye içini döker. Oğul cevabında şarkıyla seslenir: 

“Han baba hüneri atalardan oğul mu öğrenir? 
Atalar mı oğludan! 
Ben senden ne gördüm ki ne öğrendim baba 
Hangi yayı çeksem nerde kılıç çalsam 
Dalıma şahin mi kordu Han Baba 
Hangi kuşu uçursam / Hangi başı göçürsem 
Anamın dizinden ayırmadın ki 
Koyup bıraksan beni / Şan olurdum millete 
Baş kesecek bilek de var 
Kan dökecek yürek de var bende” 

Babanın neşesi yerine gelir o da şarkıyla seslenir: 

“Hakkın var toprak toprak olmuş ne çıkar 
Gününde ekilip biçilmezse 
Ben ne ektim ki ne biçeyim 
Sana böyle kötü söz edeyim 
Sende bilek, yürek varken 
Korktuğuma uğramam ben, 
Yetiştirmek bana düşer seni.” 

Babayla oğul ertesi gün avlanmak, yay germek için yola çıkmaya karar verirler. Koro hep bir ağızdan seslenir. 

“Tan yeri alıp şafak sökende 
Salur Kazan kalkmış yerinden 
Üç yüz atlı pusatların kuşanmış, 
Uruz Han da kır atına atlamış 
40 yiğidin alıp peşine takmış 
Atasının ardına düşmüş. 
Nice tepe dağlar aşmışlar. 
Kuş, ceylan avlayıp silah atmışlar.” 

Uruz bir yandan avlanıyor, dinlenirken de babasından öğüt alıyormuş. Babasına dostla düşmanı nasıl ayırt edeceğini sormuş: “Dost düşman dediğin ne ola baba?” Baba anlatmış; 

“Dost dediğin birbirine destek olandır 
Düşmansa dostunu sırttan vurandır 
Yaylada ovada dostun çok olsun 
Yöremiz çevremiz düşman doludur 
Unutma ananda düşman doğurur 
Dost özünden düşman gözünden tanınır 
El bağına yaprağına sakın göz dikme 
Ne bir avuç toprak kaptır kendi dağından 
Kör dövüşü başlar ise kazansan da kayıptasın 
Durduk yerde ne baş kaldır ne de boyun bük 
Böyle iken gözü dönmüş soysuz kişiler 
Doğru yolda dururlarsa karşında 
Onlar seni yok etmeden ey oğul 
Kalkan ol, karşı dur, kılıç olda vur.” 

Bu sırada düşmanları onlardan haberdar olur ve bir baskın yaparlar. Baba önce oğluna birşey olur diye kaygılanır, sonra tecrübe edinsin, güçlensin diye onun da savaşa girmesine müsade eder. 

Çatışma başlar. Bir süre sonra Han bakar ki ne oğlu ne de onun askerleri var ortada. Arkadaşları "Onlar daha çok genç belki de geri dönmüşlerdir." der. Baba dellenir: 

"Bu meydanda yaşın başın işi ne? 
Mert dayanır namert kaçar 
Benim oğlum alnıma kara sürerde 
Anasının eteğine giderse 
Ben oğluma oğul demem 
Hançerimle dilim dilim ederim 
Parçalarını yol sathına dizerim.” 

Der demesine de yine de geri dönüp obasına bir bakmak ister. Geri dönmesine geri döner ama bir de bakar ki oğlunun anası Burla Hatun gözleri yaşlı oğlunu bekliyor. Korku ve endişeyle seslenmiş oğlunu sormuş… 

“Beri gel hey Salur Kazan beri gel 
Beri gel hey esip tozan beri gel 
Ey başımın bahtı benim beri gel 
Ey gönlümün tahtı benim beri gel 
Kurda kuşa yedirdin mi 
Yolda belde yitirdin mi 
Kayalardan uçurdumsa 
Kanlı sudan içirdinse / Yad ellere düşürdünse 
Irmak olup akayım / Ateş olup yakayım 
İki gittin bir döndün / Bir yanıp bir söndün 
Nerde tek oğlum benim / Nerde Uruz'um benim 
Aman bir haber bana / Dertli baş kurban sana.” 

Salur Kazan durumu anlamış, o da başlamış söylemeye: 

“Hep gidenler döndü geldi / Gidip de dönmeyen oğul 
Umutlarım söndü geldi / Bağrımda sönmeyen oğul 
Ne şahin var ne kuş var / Elbet bunda bir iş var 
Gözümün çırası sensin / Sensiz dünyam zindan olur 
Şu gönlümün gülü sensin / Sensiz dağlar viran olur 
Oy nerdesin nerde vay / Vay deyim bu derde vay.” 

Salur Kazan kararını vermiş, eşine söylemiş: 

“Hey anlımın yazısı / Gönlümün sızısı 
Tüketme kendini / Yitirme kendini 
Oğlumun başına bir hal gelseydi 
Gelir senden sorar mıydım 
Ben döndü sandım, dönmemiş meğer 
Yedi gün zaman ver bana 
Yerde ise çıkarayım / Gökte ise indireyim 
Bulursam bulurum / Yoksa kadere vururum 
Bağrıma taş basar, / Ben de yas tutarım.” 

Ve Salur Kazan oğlunu kurtarmak için düşmana saldırır. Oğul esir düşmüştür. Zorlu bir savaş olur, oğlu kurtulur, düşman yenilir, baba ağır yaralanır. Uruz obasına bir kahraman olarak döner. 

İşte kısaca öykü budur. Bu öyküden ne mi olur? Her şey olur. Müzikli, danslı oyun olur, rock opera olur, müzik albümü olur, sahne şovu olur… Film bile olur… Kısacası işin o tarafını bende merak ediyorum, nasıl olsa 30 yıl beklemiş, zamanı gelmişse çok şey olur, gelmemişse önüne engeller zorluklar çıkarsa daha nice 30 yıllar bekler durur… Ama yine de hazırlanan yasalara, planlanan film projelerine bakılırsa, ülkemizde bir kültür patlamasının zamanı geldi gibi geliyor bana…

Bookmark and Share


TƏDQİQATLAR
folklor
Avqust 6, 2008 12:04
Baxış sayı: 52

Şərhlər(0)


Şərh yazın

  • shocked
  • smile
  • evil
  • grin
  • question
  • lol
  • rolleyes
  • mad
  • wink
  • razz
  • confused
  • redface
  • cool
  • suprised
  • cry
  • sad

captcha

© Bütün hüquqları qorunur və blogçuya məxsusdur - Dəstək: AzeriBlog